Google



edebiyat ve sohbet

1/6/2009 - Kıssa

Bir nehir gibi akan simsiyah...Güneşten koruyan beni sonsuz aydınlıktan...Ne üzerinde gezdiğim ne derinlerine dalabildiğim bir nehir gibi...Sadece ufkunda sıkışıp kaldım içimden akıp gidenlerin...Anlaşılabilmek kadar saf bir istekle yaşadım tüm zamanımı...Tükettiğim bir gençlik ne çıkar yaşanmasa da...Hataların tecrübe, gözyaşlarının anı olduğu bir dünyada her içtiğim aşk şarabı boğazıma ilmek oldu darağacında...Böyle unutulmuş bir yoksunlukta doğdum ben...Ölüm nedir bilmeden...Ne ilmeği sıkan, ne ipi çeken ne de bir kurtaranım var...Hadi gel ey insan!Bir susam tanesi uzaktayım umut dolu kuşlardan...Uzat elini bana umut olma...Susmadan ben son defa gölgem ol beni aydınlıktan koruyan...Yüzüme son defa çarpmadan hayatımın tüm pişmanlıkları; açık gitmesin gözlerim diye...Umut olma sadece gölge eyle...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2006 - YUREKLERINIZE SAGLIK

YAZDIGIM BIRCOK YAZIDAN SONRA DUYDUM BU SOZU...BEN KI ''KELIMELERLE OYUN OYNAYAN ADAM''...BEN SIZDEN OGRENDIM BU TABIRI...VE SIMDI SIZEDIR ITHAMIM...BENDEN BU KADAR...KENDIMCE BAZI SEBEPLERDEN DOLAYI SITEMI VE DOLAYISIYLA SIZLERLE OLAN PAYLASIMIMI SONLANDIRMAK DURUMUNDAYIM...BUGUNE DEK BURDA OKUDUGUNUZ HER CUMLE ILE SIZLERE BELKI DE HAYATLARINIZDA EN YAKINIM DEDIGINIZ INSANLARDAN BILE DAHA ACIK SOZLU OLDUM...YALAN USTUNE KURULMUS BIR HAYATIM OLMADIGI GIBI YAZILARIM DA TAMAMEN GERCEKLERI ANLATTI...ZAHIRI OLMAK ILE YALANCI OLMAK ARASINDAKI FARKI...SIYAHIN KIMI ZAMAN BEYAZDAN BILE AYDINLIK OLABILECEGINI...GECENIN KIMI ZAMAN GUNDUZDEN DAHA SICAK DAHA SAMIMI OLDUGUNU VE YUREKLERIMIZDE KENDIMIZDEN BASKA ''BIZ''LER DE OLABILDIGINI...HATTA ÜÇ ARD ARDA NOKTAYI SIZLERE BEN TANITTIM....DAHA ONCEDEN BILENLERE DE HATIRLATTIĞIMI UMARIM...BAZI AYRILIKLAR NEDENSIZ OLURMUŞ DERLER...BIR ANDA OLUR VE UNUTULMAZ...GAYEM UNUTULMAMAK DEGIL...TAM TERSINE ASLINDA HIC OLMAMIS GIBI BIR ANDA SILINIP GITMEK...TUM KARANLIGIMLA...TUM NEGATIFLIGIMLE...VE HALA AKMAYAN BUTUN GOZYASI DAMLALARIMI ALIYORUM BU GECE YANIMA VE GIDIYORUM...SON OLARAK...OKUYAN OKUMAYAN YORUM YAPAN YADA YAPMAYAN SIZ ''HAYATIMDAKI BEN'' LER...AYRILIK COK YAKIN...HEPINIZ BENDEN DAHA GERCEK KALIN...HOSCAKALIN

        

           

                                                                   YUREKLERINIZE SAGLIK

                                                                                    çingene

 

                                                                                                

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/11/2006 - AVUT BENİ BÜYÜDÜM

     Eminönü, iskeleden camisine uzanan derin bir sessizlikle uyanıyor bu sabaha...Kuşlar yetim yüzlerini taşa çevirmiş, hayaletlerini uğurluyor şehrin, geceden kalan...Sabah ki en ağartılı tan, ağrıları yükseliyor İstanbul'un doğum sancısı gibi...Sancı ki derinlerinde ki acı, dayanır mı İstanbul buna?...

     Yine hüzün doluyor gözleri İstanbul'un, her sabah dayanacağını bile bilmeden doğurduğu, yeni bir güne ağlıyor gökyüzünden; bir sonbahar sabahında...Yeni bir gün daha doğuyor İstanbul'a yetim kuşlarıyla...Eller nasıra gebe, yürek rüzgara kurak, kuşlar sadece muamma uçuşlarda...Şehirlerin anası İstanbul, kimliği belirsiz mezarlık şehirleri gibi çekiveriyor kuşları yeşillerine...Nafile hüzün ağır basıyor kuşların bile yüreğine...İstanbul hayaletleriyle ete kemiğe bürünüyor; mezarlıklarında şakayıkların ötüştüğü Eyüp'ten Haliç'e...Hangi yeşil rengine denk gele ki cüreti ile...Haliç yine kaşları çatık, bırakıyor sularını sessizliğine...

     ''Kadınım'' diyor aklı zayi bir hayalet sabahın kör vaktinde...Okkalı bir küfür yiyor cemaat-ı hayaletlerden...''İstanbul biliyor ya kimse anlamasa da olur'' diyor içinden yarım akıllı zat...KADINIM diyor İSTANBUL'una...Kadınım sen olmalısın en şatafatlı ve şeffaf şekilde...Geçebilmeliyim her defasında yüreğinden...Esen her rüzgarda dudakların var oysa...Öpebilecek miyim yanaklarını ılıklığımla KADINIM...Dayanamaz İstanbul O da biliyor...Soyunuyor karanlıklarından, loş bir tanesini güne bırakarak...Kasvetli bir çekicilikle yeni gün hareketleniyor iskeleden içerilere doğru...ve bir küçük hayalet, elleri titriyor...Ürkek bir bakışla başını yavaşça kaldırıp cüret ediyor İstabul'a bakmaya...Sonbaharın sonu yaklaşıyor...İstanbul en samimi en sıcak soğuyla; kasım ayının en dehşetli kasvetli havasıyla karşılıyor O nu...Kasımın karanlık kasvetiyle ellerine alıyor küçük sevdalısını...Öyle sevdalı ki gülüşündeki gamzelerinde kuşlar saklı sanki yetimliği ile...Yetim kuşlar gibi taşlara dönük yüzünü karalardan arındırıyor da...Ellerinde yem taslarıyla bekliyor ufaklık...Güneşsiz bir günde afacan boyu ile...

       Bir vapur selamlıyor keskin sesiyle İstanbul'u...O nasıl bir neşedir ki adavapurundaki; Haliç'in bile çatık kaşları sönüyor...Gülümsüyor, artık gamzeleri olmayan  yüzüyle soğuk sularını ısıtırcasına...Tüm hüzünlerini toplamış yüzüne İstanbul...Sularında bir ses dalgası en aşina vapurlarından biri seslenmekte, rüzgarı bile kesen sesi ile...Ey İstanbul vurduğun yer bu değil...Yürekte...

       Perdeler kalkıyor sanki biryerlerden sahne iyice aydınlanıyor iskelede...Bir çift kundura görünüyor az evvel Haliç'in, adavapurunun göründüğü gözlerden...Sonra bir çift çatlamış el...Ve yavaşça uzanınca sularına doğru Marmara'nın...BEN görünüyor İstanbul'un aynasından...Ve bir ben daha diğer aynasından...Yüzyüze dönük aynalar ortasında gözlerim az evvel ki afacan boylu çocuğu arıyor...NEREDE?....İstanbul'un en tenha mezarlığına doğru ilerlemekte...oysa ki daha az evvel buradaydı...Kendine yetmez aklı ile gömüverecek İstanbul'u nadasa terk edilmiş toprağına...Toprak ki sonu Haliç'e uzanmakta...Suları sersemlemiş çatışan kaşlarının altında...Bu ne öfkedir ki Haliç baktığın her toprak can çekişmekte...

       Eller görünüyor yine aynı gözlerden...Ben yine başka bir ''BEN'' olmakta...Eller görünüyor avuçları toprak dolu...Bakınıyorum etrafa...Az evvel burda bir çocuk vardı...Simit alacaktım ben ona...Şimdi de burda mı?...Bu toprakta mı yatıyor...Açılan çukura bakıyor gözlerim...Gittikçe kararıyor rengi İstanbul'qa bakarken...Oysa ne de canlıydı ilk doğduğunda İstanbul'un kucağında...Tüm ferlerini kaçırıyor İstanbul afacan boylu çocuğun gözlerinde...Bir çift yitiklik var sanki suretinde...Oysa az önce ışıldıyordu o suretteki aynalar...

       İçi yem dolu bir tas düşüyor küçücük ellerden...Bir feryad-ı figan alıveriyor gencecik gözlerden damlayan yaşları...Görünen bir resmi iyice karartıyor...Bir yitim daha mı İstanbul?...Bir zayi daha mı?...Küçücük elleriyle toprağı kazıyor en sevdiğini İstanbul'a armağan ederken...Şimdi bir ses geliyor uzaklardan...

       ''Sen ki İstanbul bana ilk aşkımı veren, ilk şarabımı benle tadan, kadınımı senle belleğime kazıyan...Herşeyi bana verdin İstanbul...Ama aldıklarınla bende bir ''BEN'' dahi bırakmadın ya...Bir ben daha var karşında sancıları çoğalmakta İstanbul...Doğuma benzer oldu her sokak sedyeler var adeta herbirini taşıyan...Avut beni artık İstanbul....Ben sendeki acımla doğdum, büyüdüm...ben ölmeden avut beni İstanbul....Ya da....AVUT BENİ İSTANBUL, BAK HALA DİĞER BENDE SAKLI BÜYÜKLÜĞÜM...!''

       

                                                                 ilk defa

                                                        çingene & eNfeRrujj

                                                               29 kasım...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/9/2006 - MERHABA DOST!!!

    MERHABA DOST...SIKILDIN BENDEN BİLİYORUM...AMA YORMADAN ANLATACAĞIM BU KEZ SENİ...DEVRİK CÜMLELER, KELİMELER, KARANLIK BİR YÜREK VE BİR DE BU ÜÇ NOKTALAR...SIKILIYORSUN BİLİYORUM...BELKİ DE EVİNE GELDİĞİNDE ARTIK BU SAYFAYI AÇIP OKUMAK HATTA...BAKALIM BU RAHATSIZ RUH NELER KARALAMIŞ DEMEK BİLE İSTEMİYORSUN...KARALAMIŞ!!!

    ASLINDA BAZEN DÜŞÜNÜYORUM DA , SIKINTI VERDİĞİM KİŞİ SADECE KENDİM...BEN VE BENLER...BU DEFA ANAFİKİR YOK...ANLATILAN BİRŞEY DE YOK...SADECE BEN...SEN...NOKTALAR...KELİMELER VE.....VE BU ANA ETTİĞİN TANIKLIK VAR...EVET YANLIŞ DUYMADIN...ŞU AN BU YAZIYI OKURKEN BİR OLUŞUMA TANIKLIK EDİYORSUN...SESSİZ BAŞLAYAN VE AYNI SUKUNETLE TÜM RUHUMA VE BEN OLAN HERKESE BİR VEBA GİBİ YAYILAN BİR OLUŞUMA...SALT ACIYA MERHABA DE...ÇÜNKÜ O SANA ÇOKTAN HOŞBULDUK DEDİ BİLE...

    BU DEFA SADECE DİNLE...AMA DİKKATLE...ÇÜNKÜ BELKİ DE SEN HENÜZ TAM ANLAMIYLA YAKALANMADIN BU HASTALIĞA...ADIM ADIM ÖĞRENECEĞİZ BUNU...BU BİR ANKSİYETE...VE İLK DEFA BU GECE SİTEME BAKARKEN YAZIYORUM...DAHA ÖNCEKİLER GİBİ DEĞİL...BU KEZ BAMBAŞKA...SEN DE BUNUN İÇİNDESİN...SEN KİM MİSİN?....SEN....BENSİN...

    ŞAKAKLARINDAN BASTIRMAYA BAŞLADI AĞRILAR HİSSEDEBİLİYORUM...YOK OLMAYI DEĞİL...SADECE YENİ OLUŞUMUNUN ACI HAZZINI HİSSET...CEVAP YAZIDA SAKLI....UNUTMA SEN ''BENSİN''....BEN OLUYORSUN...HER HAYALET GİBİ!!!

    SAKİN BİR HAYATTI ASLINDA İSTEDİĞİMİZ SENİNLE...BİR SOHBET...BELKİ BİRKAÇ GÜZEL SÖZ...KALİTELİ KELİMELER VE ANLAMINI ÇÖZMEK İSTEDİĞİMİZ BİLMECELER...RESİMLER...KOMPLİKASYON BİZİ BU KADAR SARMAMALIYDI...SARMAL RUHLARIMIZA AYNADAKİ AKİSLERİ GİBİ BENZEYEN EŞ RUHLAR BULUP SESSİZ ÇIĞLIKLARLA GİT GİDE BİZ OLDUK HERGÜN...SEN...BEN...BİZLER...PAYLAŞIM O KADAR DERİNLERE İNDİ Kİ...KİM OLDUĞUMUZU UNUTTUK...

    NEDEN SEN?....CEVABI ŞU...''BANA ACİLEN YARDIM ETMELİSİN''....ÇÜNKÜ BEN OLUŞUMUMU BİTİRDİM...AMA...BU YENİLİĞE ALIŞMAK İÇİN SANA İHTİYACIM VAR...DOKULAR UYUŞMUYOR...OPERASYON ASLINDA HİÇ DE REALİST DEĞİLDİ...AMA GERÇEKLEŞTİRİLDİ...ORTAYA ÇIKAN SONUÇ...ŞU AN OKUDUKLARINI YAZAN ŞEY...ŞEY DİYORUM ÇÜNKÜ BEN BİR İNSAN DEĞİLİM...NE OLDUĞUM DA ASLINDA ÇOK ÖNEMLİ DEĞİL...DEDİM YA EN BAŞTA...ÖNEMLİ OLAN SEN VE TANIKLIK ETTİĞİN VE BU GECE VUKU BULACAK OLAN OLAY...

    DERİN BİR NEFES AL...EĞER ELİNDE BİR SİGARA VARSA SON KEZ ÇEK İÇİNE...VE BİR AYNA BUL...BÜYÜK BİR AYNA OLMASA DA OLUR...BELKİ DE CAMDAN BİLE BAKSAN YETERLİ...SADECE YÜZÜNÜN YANSIMASINI GÖRECEĞİN BİR YERE GİT...GÖZLERİNİ KAPAT VE ON SANİYE KADAR BEKLE...SONRA YAVAŞ YAVAŞ AÇ...BU HAYATA İLK KEZ UYANIR GİBİ!!!

     TANIDIN MI?....HAYIR MI?....İYİCE BAK...DİKKATLE...GÖZLERE YOĞUNLAŞ...BİLDİĞİN HERŞEYİ...DUYDUĞUN HER SÖZÜ UNUT BİR ANLIĞINA...NOKTALARI...KELİMELERİ...KENDİNİ BİLE...ŞİMDİ NE GÖRÜYORSUN...BİR HAYALET...?......BELKİ DE.........

     MERHABA DOST...İŞTE BEN...OLUŞUMUNU TAMAMLADIN...BİR KARANLIK TA SENDE YANSIYOR ARTIK HAYATA...İŞTE BEN...BENİM İZLERİM...KELİMELERİM...HAYATIM...HEPSİ SENİN AYNANDA...SENİN GÖZLERİNDE...VE SENİN YÜZÜNDE...ŞİMDİ BİR NEFES DAHA ÇEK SİGARANDAN...YADA DERİN BİR NEFES DAHA AL...ÇÜNKÜ!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

     BEN YAŞAMALIYIM SENDE...YARDIM ET BANA...DERİN OLSUN NEFESİN Kİ....HER HÜCRENDE KARANLIĞIM ENJEKTE EDİLMİŞ OLSUN...HER NEFESİN İŞLESİN İÇİNE...VE HER AYNAYA BAKTIĞINDA BİRAZ DAHA AŞİNA OL O YÜZE....ÇÜNKÜ...ÖMRÜN ARTIK ONUN VE KARANLIK YANSIMALARININ IŞIĞIYLA AYNDINLANACAK....MERHABA DOST...İŞTE BEN

      VE BANA MERHABA DE.....

 

                                                                                                       ÇİNGENE

                                                                                                       30.09.2006

                                                                                                            04:05

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/9/2006 - SOKAK LAMBASI

    

                  Gece.....soğuk bile yağmurun gölgesindeyken....

 

       Titrek bir ışık geliyor şimdi gözlerime; belki de geceden kalan son yabancının feneridir diye umutla doğruluyorum...medet umarcasına , sızlayan ayaklarımla son bir güçlü hamle yapıp ayağa kalkıyorum ve sonra.............sertçe yere yığılıyorum...kahkahalarla gülüyorum halime...karnımdaki sıcaklık gittikçe beni yakıyor....avuçlarımdan süzülen kana aldırmadan gülüyorum...yaralanıyorum...belki de hissettirmeden kendime, yağmura karışıyorum....ama hala gülüyorum...nedenini bu kadar kesin bir şekilde bilmek mi yoksa bir ömür boyu bekleneni böyle bir yaşam anında görmek mi beni neşelendiriyor bilmiyorum ama...avuçlarım kan kırmızı ve ben hala gülüyorum....Oysa ki bir gece evvel..............

Bir gece evvel uzun bir yoldan gelmiştim...doğduğum şehre...

İstanbul ‘a....yavaş adımlarla tek tek yoklamıştım yollarımı...ve mabedimde yaşayan tek efsanemi kucaklamıştım.....surlarımı....insanlarımı.....laflamıştık hatta kadehsiz aşklardan gebe sohbetlerle....sonra fark etmiştim rüzgarı....ya da aslında hiç esmeyen ama benim ruhumun ürpermesine sebep olan zaman teklemesini...ne kadar da yalnızdım...birer küçük taş iki cebimde de...bir kibrit kutusu elimde ve bir sigara.....her zaman ki yerinde...sigaranın daha yasak olduğu dönemlerimde gizliden zulaladığım yerde...işte orda....yırtık yarım yamalak bir gazete kağıdının altında yatan zulamda....nefesimin sonuna kadar çektiğim sigaramla en tepesinden aşağı süzülen her umuda tek tek selam çakıp

Ruhuma biraz daha aşk depolamıştım köpek öldürenle....ya sonra....sigaranın sonunda mı bir su gibi bulanıklaşmıştım....yoksa şarap mı?...günlerdir toplanmayan çöpler?.....hayır olamaz....bunlar resmi tamamlayanlar...onlar olmadan resim her zaman eksikti...

Şimdi fark etmeden sürünüp geldiğim yola dönüp bakıyorum...

Bütün bu eski resmi daha bir gece önce canlıyken solan bu resmi düşünürken sürünüp geldiğim yola bakıyorum....ve kafamı kaldırıp uzaklara dalıyorum...geceden gelen el fenerli yabancıma bakıyorum...uzaklardan göz kırpan her zaman ki zerafeti ile karşınızda ‘’SOKAK LAMBASI’’.....büyük bir kahkaha daha patlatıyorum...ve üstüne de bir tomar küfür Salih amcanın ikinci karısından...geveze orospudan....içinde yaşananları yılların yüzünde bıraktığı darp izlerini silmeden her gecemi bana armağan eden ve beni hiç yalnız bırakmayan SOKAK LAMBASI ve onun benim sevdalımın her sokağındaki can yoldaşları..

‘’ Ya o gazete neydi be öyle....sigaraları yağmurdan korusun diye sardık bütün piyizi yemiş gavurun dölü!!’’.....en derininden bir resim daha kopuyor dün geceden...rüzgar yağmura boyun eyerken ayaklarımın dibinde siyaha çalmaya başlayan ıslak rengiyle gözlerimin karanlığını delip geçen gazete parçası....lanetlenmiş bir sesle irkiliyorum sanki bir gramofondan, taş plaktan gelircesine alaylı ama sonradan ironili ‘’yazıklar olası’’ ses...

Kendi yüzümün içinde parçalanan; kulaklarımı tırmalayan ses...kendi sesim!...’’pu sülalesini lüleden yediğim kağıdı...en fazla üçüncü sayfa olurmuşsun zaten!!!’’...ve ardından patlayan kahkahalar....kırılan boş şişeler biten sigaralar...ıslanan kağıtlar...ölmek üzere olan bedenler gibi titreyen SOKAK LAMBALARI.........

Donup kalıyorum gök gürültüsüyle birlikte iyice ben olan yağmurun içinde an be an yağmur oluyorum...yattığım yerde yaslandığım direk doğrultusunca gökyüzüne kaldırıyorum kafamı...son bir hamle ve sönen bir SOKAK LAMBASI ’nın ayak ucunda yatarken buluyorum titreyen vücudumu...şimşek her çaktığında hafızamda bir kapı daha açılıyor...ve her kapıdan çıkan, beni biraz daha kana ve ölüm yorgunluğuna sunuyor....Sonra yine gülmeye başlıyorum....yüzümde yağmur damlaları yanarken...sıcak olmaz yağmur ben de biliyorum ama...ateş gibi de ağlanmaz be adam kendimden saklıyorum....ortalıkta kalan son karanlık SOKAK LAMBASI ‘ nın altında yatıyorum...az ilerdeki lamba daha net artık...altında bir hokka çöp ile sırıtarak duruyor...’’ulan çöpe bile ışık koyarsınız burada biz karanlık altında’’...yine gülüyorum...artık altımdan akıp giden sokağa karışan kanlara bile aldırmıyorum...HATTA NEDEN BU KADAR KARANLIK VE YARALI OLDUĞUMA...YA DA DOĞDUĞUMA MI?

Giderek netleşen resimde; son kahkahalarıyla gecenin, son kerkenez de kalkıp gidince ev sahibi olarak zulayı yeniliyorum....işte orada yağmurun iki kulağımda yankılanan sesi sanki iki farklı zamandan geliyor...birinde yaslandığım ve son bir kez daha yanmak için canhıraş bir şekilde uğraşan yağmur dolu bağırışlarıyla SOKAK LAMBASI...diğerinde de sadece yağmur ve yıkım........

Ellerimden kanlar gelene kadar sıktığım kırık şarap şişelerinin üstünde sızıp kalıyorum ta ki bu geceye kadar...şu ana kadar...son çırpınışları da fayda etmeyen ve sonsuz karanlığına bürünen SOKAK LAMBASI altında son kez karanlık gözlerimi dikip sokağa bakıyorum...İki cansız beden sırt sırta verip yatıyoruz ömrümüzü alan bu sokakta...yağmur da göz yaşlarımız da ısıtmıyor artık bizi...gecenin karanlığında tamamen sönüyoruz....o yüzünde yılların verdiği izlerle; ben ise yüreğimden kopan ve kapkaranlık gözlerimle gördüğüm son resimle.........!!!!!!!

 

26.07.1997 Tarihli SABAH Gazetesi sayfa 3.........!

 

 

yağmurla birlikte; rahat uyu MELEĞİM!

Çingene....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bizler yeryüzüne sürgün bir ırkın son siluetleriyiz...Bize düşen bir nefes ötede mesafesiz aşkları yaşamaktır...

Arkadaşlarım

• sukranca
• ceboi
• naznaz
• Blogcu Yardım